Konum olarak üretici-üretim ve pazarlama ilişkileri bağlamında yaşanan değişim ve dönüşümler, Üretici, Pazarlayıcı ve Tüketici arasında Bermuda üçgeni oluşturmaktadır.

 Üretici alanları, Pazarlayıcı alanları ve Tüketici alanları artık bildiğimiz anlamından farklı sebeplerle kim kimi kazıklar anlamlı olarak gündeme taşınmış konumdadır.

 Olan kime oluyor, üretici neler yaşıyor, Pazarlayıcı ne hedefliyor, tüketici ne bekliyor ve Devletin Tarımsal Politikasında mekanizması nasıl çalışıyor, bunlar hep soru işaretleri taşımaktadır!.

 Globalleşen bir dünyada, üretici hayatı ve tarımsal üretimin insan hayatındaki yeri her zaman varlığını koruyacaktır. Ne var ki, günümüzde tarımla ilgili politikalar ve tarımsal üretim konusu, üretici ilkelliğini aşan bir düzeye ve çoğunlukla tarımsal üretim süreçleri ile Teknolojik gelişmelerle ilgili sorunlarının yerine getirilmemesi ayrıca tartışılır konuma düşmüştür.

 Tarımda üretici sorunlar ele alındığında günümüzde tarım arazileri konumu önem taşımaktadır; Miras yoluyla parçalanarak küçük dönümlere hatta M2’lere düşmüştür. Bu konumla, Çiftçilerin arazileri belli aralıklarla parça parça bir durumlar oluşturmaktadır.     

 Arazilerin bu şekilde parçalanmaması için her ne kadar Devlet tarafından önleyici yasalar çıkartılsa da uygulamada oto kontrol yapılamamaktadır.

 Tarım arazileri parçalandığından maliyeti düşürmek için büyük tarım araçlarını çiftçiler de Teknolojiyi gelişim olarak kullanamamaktadır. Hem arazinin kullanım kaybı, hem de üretimin maliyet artımına etken olmaktadır.

 

    Ülkemiz açısından ekonomide maddi kayıplar halkası gittikçe çoğalmaktadır.

 Büyükşehir niteliğine kavuşturulan illerimizin Yasal statü konumları sebebiyle kırsal alanlardaki köylerimiz dahi mahalleye dönüştürülmüştür. Bundan dolayı köylerde hayvan besleyen üreticiler, besi projeleri üretememek ve besicilik yapamadıklarından şikayet  sesleri yükselmiştir. Köylülerimizin besicilik yapamaz hale geldikleri gözle görülmemektedir. Köylülerimizin ve Hayvan besicilerinin besi üretimine devam edebilmesi için mahalli bölgeler oluşturulmalıdır. Yeni yerler ve bölgeler belirlenmelidir. Belirlenen yeni yerler için ayrı ayrı iklimsel konumlar göz önünde tutularak teşvikler tasarlanmalıdır. Belirlenen bu yerlerde yerel yönetimler tarafından parselasyon ve alt yapı gibi çalışmaları yaptıktan sonra besici ve köy üreticisine belli ücret karşılığında arsa tahsisi yapılmalıdır. Bu tür yapılar yapıldıktan sonra TKDK' nın sağlamış olduğu projelerden de besici ve köylü faydalanabilecektir. Böylelikle köyden kente göç önlemi kapsamında, köylü, köyünü terk etmeyip aynı zamanda besiciliğin gelişmesini ve üretimin artmasını sağlayacaktır.

  Besicilik Tarihine “Yaddaş’lık” geçmişi hatırlama yaptığımızda 40-50-60’lı Yıllarda  ülkemiz komşu devletlere, Rusya (SSCB), İran, Irak ve Suriye’ye yaptığı hayvan ihracatlarının dışında bazı üreticilerin (Kaçakçılk) kaçak yollarla hayvanları sınırlarımızın ötesine taşıdıkları biliniyordu. 12 Eylül sonrası Kenan Evren Doğu ve Güney doğu bölgelerinde üreticilere değil Aşiret reislerine Krediler dağıtmaya başladı. Yasal olmayan yollarla ülkemizin hayvanları sınırlarımızın ötesine taşınarak ülke ekonomisi ve besicilik erozyona uğratıldı. Turgut Özal Döneminde Beşikçioğlu devlet kanalıyla hayvan ithalatında yerini aldı. ETBALIK Kombinalarında ithalatla getirilen hayvanların kesimleri yapılırken bu hayvanların sağlıklı olmadığı bulaşıcı hastalıklar taşıdığı görüldü. Besiciler ve ülke ekonomisi için önem taşıyan Et Kombinalarının, Süt Fabrikalarının kapatılarak satılması, Tütün işletmeleri ve Şeker fabrikalarının kapatılarak satılması ile özelleştirme ülkemizi başlıca ekonomik erozyona taşımış oldu.

 Tarımda üretici sorunları ve tarımın taşınmak istenen endüstriyel tarımsal üretimi, tarım alanları, insan ve diğer canlılar için yarattığı sorunlar ve riskler bulunmaktadır.

 Bunların başında kimyasallarla desteklenen tarımsal üretimin insan sağlığı üzerindeki bilinen ve muhtemel etkileri, tarım kimyasallarının kullanılmadığı alanlarda, daha sağlıklı olduğu düşünülen organik ya da doğal tarıma olan üretim politikaları,  üreticileri sağlıklı olarak yarınlara taşıyamamaktadır.

 Tarımın sektöründeki istihdam ve tarımın ülke ekonomisi içindeki payı ise diğer sektörlere göre gittikçe azalmaktadır. Ancak günümüzde tarım ürünlerinin yetiştirilmesi, pazarlanması ve tüketilmesi gittikçe artan stratejik bir önem taşımaktadır.

 Tarımla uğraşan kesimin en büyük gider paylarının içinde; mazot, gübre, ilaç ve elektrik bulunmaktadır. Çiftçi, ürettiği mahsulün fiyatları düşük olması nedeniyle yeterli gelir elde edememektedir. Her ne kadar çiftçi mazot ve gübrede desteklense de yetersiz kalmaktadır.  Ayrıca KDV ve ÖTV indirimi Kuyumculuk, Müteahhitlik Toplu Konut inşaatların da olduğu gibi %1 değerinde  tutulabilinir.

 Girdi maliyetlerinin bugünkü durumuna göre geçen yıla bir örnek olarak Üre gübresi ( 2020 yılında)  95 TL, olurken, bugün kü fiyat durumu ise (2021 yılı) 160 TL dır. Mısır tohumu geçen yıl 700 TL, iken, bu yıl 950-1000 TL civarına yükselmiştir. Girdi maliyetlerinin tümünde % 50- %80 fark artışı olmuştur. Bu durum Çiftçimizin ürettiği ürünün enflasyon hesabından fiyat belirlemesi yapılışına oranla, bu aradaki fark nedeniyle Üretici, Çiftçimizin kazancı her yıl yok olmaktadır.

  Ülkemizde tarımın sorunlarını çiftçilere verilen eğitimin yetersizliğine bağlamak mümkündür, Tarım arazilerinin parçalı ve dağınık konumda olması, kullanıla bilen arazi miktarının azlığı ve mevcut su kaynaklarının etkin kullanılamaması.

 Teknolojik araçların mali portreleri, yakıt ve enerji giderleri, SSK, BAĞKUR primlerinin ödenme tahsilatındaki uyumsuzluk, Tarım arazilerinin kiralanma yasal kargaşa sebebiyle tercih edilmeyişi, su yönetimi, enerji, tohumculuk, proje tasarımı.

 Devlet destek kaynağı, Uygulama politikası, uygulama sonucuna dayalı sorunlar,  Özel Sektör Hipermarket ve AVM’lerin üretici ilişkileri, Hal Yasası ihlali, güdümlü Pazar yaratılması başlıca sorunları oluşturmaktadır. Bunlar oto kontrol altında tutulmalıdır.

  Tarım arazilerine giden toprak yollar her ne kadar belediyelerin desteği ile onarılsa da yeterli durumda değildir,  toprak yol kenarında birçok arazi bulunmaktadır. Bu sebepten tarlalardaki ürünler tozdan zarar görerek kalitesi düşmektedir. Ayrıca işçi servisleri bu toprak yolları kullanmaktadır. Her yıl yaşanan Traktörle taşıma kazalarında onlarca tarım işçisi ölmektedir. Üretici işçiyi belli noktalardan traktörle almak zorunda kalmaktadır. Çiftçinin kaliteli üretim gerçekleştirebilmesi için bu toprak yollar yerel yönetimler tarafından bir an önce asfaltlanması gerçekleştirilmelidir.

 Devlet Tarım politikalarında ithalat vergisinin düşüklükleri ihracat vergi oran yükseklikleri, üreticiye olan desteklerin zaman ve ödemelerindeki düzensizlik, gelir düşüklüğü, alım gücünün düşük olması. İleri Teknoloji Tarım, Gıda, Gıda İşleme ünitelerin yokluğu.

 Kurumsal Yapı içerisinde yer alan Tarım Kredi Kooperatiflerinin olumsuz konumu, Banka Kredilerinin ödenemez hale dönüşümü. Üreticiler tarafından alınan kredilerin kullanım alanlarının yanlışlığı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Bankalar tarafından çitçilerin Traktörlerinin ve araç gereçlerinin icraya tabi tutulmaları.

 Tarımsal Üretimde Verim ve Kalitenin Düşük Olması.

 Gıda, Tarım ve Balıkçılık Konularında Araştırmalar yapılarak Hollanda Tarım Projeleri benzeri çiftçi,  üretici eğitilmeli, Özel Sektör ilişkileri Devletin oto kontrolü ve Pazar Araştırması Projelerinin üretilmesi yapılmalıdır.

 Tarım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve idamesinin devam ettirebilmesi için suya ihtiyaç duymaktadır. Ülkemizde üreticilerde bilinçsiz kullanım ve aşırı sulama eğilimi olduğundan, sulama yapılan alanların çoğunda drenaj sorunu bulunmaktadır.         

 Drenaj sistemleri, bilimsel ölçütler kullanılarak planlanmalı; etkinliğinin sürdürülebilmesi için drenaj kanalları sık sık temizlenmelidir. Derinlikleri artırılmalı, tarla içi drenaj sistemlerinin çıkış ağızlarının kapanmamasına özen gösterilmelidir.    

  Borsası bulunan tarım ürünlerinin sunumunda devlet desteği kaçınılmazdır. Tahıl ürünlerinin vazgeçilmezliği yaşamsal hayatı önem taşımaktadır.

Tüm bu konular TGF Türkiye Gazeteciler Federasyonu üyesi Manisa Gazeteciler ve Yayıncılar Derneği GYD kuruluşu  üyeleri tarafından Gazete muhabirleri ve Köşe Yazarları olarak  COVİD-19  sürecinde internet haberciliği, toplu oturum aracılığı ile masaya yatırarak acil işlenmesi gerekliliği tespit edilmiştir .

 

“Köylü Milletin Efendisidir.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 Köylünün, üreticinin ve çiftçinin efendiliği tartışılır hale geldiği köylüler tarafından köy kahvelerinde dile getirmektedirler.

 Evrende Tarıma olan ihtiyacımızı unutmadan;

 Sağlıklı yaşayın sağlıcakla kalın.